Vahiy 6-19

6
Yedi Mühür
1Sonra Kuzu'nun yedi mühürden birini açtığını gördüm. O anda dört yaratıktan birinin, gök gürültüsüne benzer bir sesle, “Gel!” dediğini işittim. 2 Bakınca beyaz bir at gördüm. Binicisinin yayı vardı. Kendisine bir taç verildi ve galip gelen biri olarak zafer kazanmaya çıktı.
3Kuzu ikinci mührü açınca, ikinci yaratığın “Gel!” dediğini işittim. 4O zaman kızıl renkte başka bir at çıktı ortaya. Binicisine dünyadan barışı kaldırma yetkisi verildi. Bunun sonucu olarak insanlar birbirlerini boğazlayacaklar. Atlıya ayrıca büyük bir kılıç verildi.
5Kuzu üçüncü mührü açınca, üçüncü yaratığın “Gel!” dediğini işittim. Bakınca siyah bir at gördüm. Binicisinin elinde bir terazi vardı. 6Dört yaratığın ortasında sanki bir sesin şöyle dediğini işittim: “Bir ölçek buğday bir dinara[a], üç ölçek arpa bir dinara. Ama zeytinyağına, şaraba zarar verme!”
7Kuzu dördüncü mührü açınca, “Gel!” diyen dördüncü yaratığın sesini işittim. 8 Bakınca soluk renkli bir at gördüm. Binicisinin adı Ölüm'dü. Ölüler diyarı onun ardınca geliyordu. Bunlara kılıçla, kıtlıkla, salgın hastalıkla, yeryüzünün yabanıl hayvanlarıyla ölüm saçmak için yeryüzünün dörtte biri üzerinde yetki verildi.
9Kuzu beşinci mührü açınca, sunağın altında, Tanrı'nın sözü ve sürdürdükleri tanıklık nedeniyle öldürülenlerin canlarını gördüm. 10Yüksek sesle feryat ederek şöyle diyorlardı: “Kutsal ve gerçek olan Efendimiz! Yeryüzünde yaşayanları yargılayıp onlardan kanımızın öcünü almak için daha ne kadar bekleyeceksin?”
11Onların her birine beyaz birer kaftan verildi. Kendileri gibi öldürülecek olan öbür Tanrı kullarının ve kardeşlerinin sayısı tamamlanıncaya dek kısa bir süre daha beklemeleri istendi.
12 Kuzu altıncı mührü açınca, büyük bir deprem olduğunu gördüm. Güneş keçi kılından yapılmış siyah bir çul gibi karardı. Ay baştan aşağı kan rengine döndü. 13 İncir ağacı, güçlü bir rüzgarla sarsıldığında nasıl ham incirlerini dökerse, gökteki yıldızlar da öylece yeryüzüne düştü. 14 Gökyüzü dürülen bir tomar gibi ortadan kalktı. Her dağ, her ada yerinden sökülüp alındı. 15 Dünya kralları, büyükleri, komutanları, zenginleri, güçlüleri, özgürü kölesi herkes mağaralara, dağlardaki kayaların arasına gizlendiler. 16 Dağlara, kayalara, “Üzerimize düşün!” dediler, “Tahtta oturanın yüzünden ve Kuzu'nun gazabından saklayın bizi! 17 Çünkü onların gazabının büyük günü geldi. Buna kim dayanabilir?”
7
Mühürlenmiş 144 000 Kişi
1 Bundan sonra yeryüzünün dört köşesinde duran dört melek gördüm. Bunlar karaya, denize ya da herhangi bir ağaç üzerine esmesin diye, yeryüzünün dört rüzgarını tutuyorlardı. 2 Sonra gündoğusundan yükselen başka bir melek gördüm. Yaşayan Tanrı'nın mührünü taşıyordu. Karaya, denize zarar vermek için yetki verilen dört meleğe yüksek sesle bağırdı: 3“Biz Tanrımız'ın kullarını alınlarından mühürleyene dek karaya, denize ya da ağaçlara zarar vermeyin!” 4Mühürlenmiş olanların sayısını işittim. İsrailoğulları'nın bütün oymaklarından 144 000 kişi mühürlenmişti:
5Yahuda oymağından 12 000 kişi mühürlenmişti.
Ruben oymağından 12 000,
Gad oymağından 12 000,
6Aşer oymağından 12 000,
Naftali oymağından 12 000,
Manaşşe oymağından 12 000,
7Şimon oymağından 12 000,
Levi oymağından 12 000,
İssakar oymağından 12 000,
8Zevulun oymağından 12 000,
Yusuf oymağından 12 000,
Benyamin oymağından 12 000 kişi mühürlenmişti.
Beyaz Kaftanlara Bürünmüş Kalabalık
9Bundan sonra gördüm ki, her ulustan, her oymaktan, her halktan, her dilden oluşan, kimsenin sayamayacağı kadar büyük bir kalabalık tahtın ve Kuzu'nun önünde duruyordu. Hepsi de birer beyaz kaftan giymişti, ellerinde hurma dalları vardı. 10Yüksek sesle bağırıyorlardı:
“Kurtarış, tahtta oturan Tanrımız'a
Ve Kuzu'ya özgüdür!”
11Bütün melekler tahtın, ihtiyarların ve dört yaratığın çevresinde duruyordu. Tahtın önünde yüzüstü yere kapanıp Tanrı'ya tapınarak şöyle diyorlardı:
12“Amin!
Övgü, yücelik, bilgelik,
Şükran, saygı, güç, kudret,
Sonsuzlara dek Tanrımız'ın olsun!
Amin!”
13Bu sırada ihtiyarlardan biri bana sordu: “Beyaz kaftan giymiş olan bu kişiler kim, nereden geldiler?”
14 “Sen bunu biliyorsun, efendim” dedim.
Bana dedi ki, “Bunlar o büyük sıkıntıdan geçip gelenlerdir. Kaftanlarını Kuzu'nun kanıyla yıkamış, bembeyaz etmişlerdir. 15Bunun için,
“Tanrı'nın tahtı önünde duruyor,
Tapınağında gece gündüz O'na tapınıyorlar.
Tahtta oturan, çadırını onların üzerine gerecek.
16 Artık acıkmayacak,
Artık susamayacaklar.
Ne güneş ne kavurucu sıcak
Çarpacak onları.
17Çünkü tahtın ortasında olan Kuzu onları güdecek
Ve yaşam sularının pınarlarına götürecek.
Tanrı gözlerinden bütün yaşları silecek.”
8
Yedinci Mühür ve Altın Buhurdan
1Kuzu yedinci mührü açınca, gökte yarım saat kadar sessizlik oldu. 2Tanrı'nın önünde duran yedi meleği gördüm. Onlara yedi borazan verildi.
3Altın bir buhurdan taşıyan başka bir melek gelip sunağın önünde durdu. Tahtın önündeki altın sunakta bütün kutsalların dualarıyla birlikte sunmak üzere kendisine çok miktarda buhur verildi. 4Kutsalların dualarıyla buhurun dumanı, Tanrı'nın önünde meleğin elinden yükseldi. 5 Melek buhurdanı aldı, sunağın ateşiyle doldurup yeryüzüne attı. Gök gürlemeleri, uğultular işitildi, şimşekler çaktı, yer sarsıldı.
Yedi Borazan
6Yedi melek ellerindeki yedi borazanı çalmaya hazırlandı.
7 Birinci melek borazanını çaldı. Kanla karışık dolu ve ateş oluştu, yeryüzüne yağdı. Yerin üçte biri, ağaçların üçte biri ve bütün yeşil otlar yandı.
8İkinci melek borazanını çaldı. Alev alev yanan, dağ gibi büyük bir kütle denize atıldı. Denizin üçte biri kana dönüştü. 9Denizdeki yaratıkların üçte biri öldü, gemilerin üçte biri yok oldu.
10 Üçüncü melek borazanını çaldı. Gökten meşale gibi yanan büyük bir yıldız ırmakların üçte biri üzerine ve su pınarlarının üzerine düştü. 11 Bu yıldızın adı Pelin'dir. Suların üçte biri pelin gibi acılaştı. Acılaşan sulardan içen birçok insan öldü.
12 Dördüncü melek borazanını çaldı. Güneşin üçte biri, ayın üçte biri, yıldızların üçte biri vuruldu. Sonuç olarak ışıklarının üçte biri söndü, gündüzün ve gecenin üçte biri ışıksız kaldı.
13Sonra göğün ortasında uçan bir kartal gördüm. Yüksek sesle şöyle bağırdığını işittim: “Borazanlarını çalacak olan öbür üç meleğin borazan seslerinden yeryüzünde yaşayanların vay, vay, vay haline!”
9
1Beşinci melek borazanını çaldı. Gökten yere düşmüş bir yıldız gördüm. Dipsiz derinliklere açılan kuyunun anahtarı ona verildi. 2 Dipsiz derinliklerin kuyusunu açınca, kuyudan büyük bir ocağın dumanı gibi bir duman çıktı. Kuyunun dumanından güneş ve hava karardı. 3 Dumanın içinden yeryüzüne çekirgeler yağdı. Bunlara yeryüzündeki akreplerin gücüne benzer bir güç verilmişti. 4 Çekirgelere yeryüzündeki otlara, herhangi bir bitki ya da ağaca değil de, yalnız alınlarında Tanrı'nın mührü bulunmayan insanlara zarar vermeleri söylendi. 5Bu insanları öldürmelerine değil, beş ay süreyle işkence etmelerine izin verildi. Yaptıkları işkence akrebin insanı soktuğu zaman verdiği acıya benziyordu. 6 O günlerde insanlar ölümü arayacak, ama bulamayacaklar. Ölümü özleyecekler, ama ölüm onlardan kaçacak.
7 Çekirgelerin görünümü, savaşa hazırlanmış atlara benziyordu. Başlarında altın taçlara benzer başlıklar vardı. Yüzleri insan yüzleri gibiydi. 8 Saçları kadın saçına, dişleri aslan dişine benziyordu. 9 Demir zırhlara benzer göğüs zırhları vardı. Kanatlarının sesi savaşa koşan çok sayıda atlı arabanın sesine benziyordu. 10Akrebinkine benzer kuyrukları ve iğneleri vardı. Kuyruklarında, insanlara beş ay zarar verecek güce sahiptiler. 11Başlarında kral olarak dipsiz derinliklerin meleği vardı. Bu meleğin İbranice adı Avaddon, Grekçe adıysa Apolyon'dur[b].
12Birinci “vay” geçti, işte bundan sonra iki “vay” daha geliyor.
13 Altıncı melek borazanını çaldı. Tanrı'nın önündeki altın sunağın dört boynuzundan gelen bir ses işittim. 14Ses, elinde borazan olan altıncı meleğe, “Büyük Fırat Irmağı'nın yanında bağlı duran dört meleği çöz” dedi. 15Tam o saat, o gün, o ay, o yıl için hazır tutulan dört melek, insanların üçte birini öldürmek üzere çözüldü. 16Atlı ordularının sayısı iki yüz milyondu, sayılarını duydum. 17Görümümde atları ve binicilerini gördüm. Ateş, gökyakut ve kükürt renginde göğüs zırhları kuşanmışlardı. Atların başları aslan başına benziyordu. Ağızlarından ateş, duman, kükürt fışkırıyordu. 18İnsanların üçte biri bunların ağzından fışkıran ateş, duman ve kükürtten, bu üç beladan öldü. 19Atların gücü ağızlarında ve kuyruklarındadır. Yılanı andıran kuyruklarının başıyla zarar verirler.
20 Geriye kalan insanlar, yani bu belalardan ölmemiş olanlar, kendi elleriyle yaptıkları putlardan dönüp tövbe etmediler. Cinlere ve göremeyen, işitemeyen, yürüyemeyen altın, gümüş, tunç, taş, tahta putlara tapmaktan vazgeçmediler. 21Adam öldürmekten, büyü, fuhuş, hırsızlık yapmaktan da tövbe etmediler.
10
Melek ve Küçük Tomar
1Sonra gökten inen güçlü başka bir melek gördüm. Buluta sarınmıştı, başının üzerinde gökkuşağı vardı. Yüzü güneşe, ayakları ateşten sütunlara benziyordu. 2-3Elinde açılmış küçük bir tomar vardı. Sağ ayağını denize, sol ayağını karaya koyarak aslanın kükremesini andıran yüksek sesle bağırdı. O bağırınca, yedi gök gürlemesi dile gelip seslendiler. 4Yedi gök gürlemesi seslendiğinde yazmak üzereydim ki, gökten, “Yedi gök gürlemesinin söylediklerini mühürle, yazma!” diyen bir ses işittim.
5 Denizle karanın üzerinde durduğunu gördüğüm melek, sağ elini göğe kaldırdı. 6Göğü ve göktekileri, yeri ve yerdekileri, denizi ve denizdekileri yaratanın, sonsuzluklar boyunca yaşayanın hakkı için ant içip dedi ki, “Artık gecikme olmayacak. 7Yedinci melek borazanını çaldığı zaman, Tanrı'nın sır olan tasarısı tamamlanacak. Nitekim Tanrı bunu, kulları peygamberlere müjdelemişti.”
8 Gökten işittiğim ses benimle yine konuşmaya başladı: “Git, denizle karanın üzerinde duran meleğin elindeki açık tomarı al” dedi.
9Meleğin yanına gidip küçük tomarı bana vermesini istedim. “Al, bunu ye!” dedi. “Midende bir acılık yapacak, ama ağzına bal gibi tatlı gelecek.” 10Küçük tomarı meleğin elinden alıp yedim, ağzımda bal gibi tatlıydı. Ama yutunca midem acılaştı. 11Sonra bana şöyle dendi: “Yine birçok halk, ulus, dil ve kralla ilgili olarak peygamberlikte bulunmalısın.”
11
İki Tanık
1 Bana değneğe benzer bir ölçü kamışı verilip şöyle dendi: “Git, Tanrı'nın Tapınağı'nı ve sunağı ölç, orada tapınanları say! 2 Tapınağın dış avlusunu bırak, orayı ölçme. Çünkü orası, kutsal kenti kırk iki ay ayaklarıyla çiğneyecek olan uluslara verildi. 3İki tanığıma güç vereceğim; çul giysiler içinde bin iki yüz altmış gün peygamberlik edecekler.”
4 Bunlar yeryüzünün Rabbi önünde duran iki zeytin ağacıyla iki kandilliktir. 5Biri onlara zarar vermeye kalkışırsa, ağızlarından ateş fışkıracak ve düşmanlarını yiyip bitirecek. Onlara zarar vermek isteyen herkesin böyle öldürülmesi gerekir. 6 Peygamberlik ettikleri sürece yağmur yağmasın diye göğü kapamaya yetkileri vardır. Suları kana dönüştürme ve yeryüzünü, kaç kez isterlerse, her türlü belayla vurma yetkisine sahiptirler. 7 Tanıklık görevleri sona erince dipsiz derinliklerden çıkan canavar onlarla savaşacak, onları yenip öldürecek. 8 Cesetleri, simgesel olarak Sodom ve Mısır diye adlandırılan büyük kentin anayoluna serilecek. Onların Rabbi de orada çarmıha gerilmişti. 9Her halktan, oymaktan, dilden, ulustan insan üç buçuk gün cesetlerini seyredecek, cesetlerinin mezara konulmasına izin vermeyecekler. 10Yeryüzünde yaşayanlar onların bu durumuna sevinip bayram edecek, birbirlerine armağanlar gönderecekler. Çünkü bu iki peygamber yeryüzünde yaşayanlara çok eziyet etmişti.
11 Üç buçuk gün sonra iki peygamber, Tanrı'dan gelen yaşam soluğunu alınca ayağa kalktılar. Onları görenler dehşete kapıldı. 12 İki peygamber gökten gelen yüksek bir sesin, “Buraya çıkın!” dediğini işittiler. Sonra düşmanlarının gözü önünde bir bulut içinde göğe yükseldiler. 13 Tam o saatte şiddetli bir deprem oldu, kentin onda biri yıkıldı. Depremde yedi bin kişi can verdi. Geriye kalanlar dehşete kapılıp gökteki Tanrı'yı yücelttiler.
14İkinci “vay” geçti. İşte, üçüncü “vay” tez geliyor.
Yedinci Borazan
15 Yedinci melek borazanını çaldı. Gökte yüksek sesler duyuldu:
“Dünyanın egemenliği
Rabbimiz'in ve Mesihi'nin oldu.
O sonsuzlara dek egemenlik sürecek.”
16-17Tanrı'nın önünde tahtlarında oturan yirmi dört ihtiyar yüzüstü yere kapandı. Tanrı'ya tapınarak şöyle dediler:
“Her Şeye Gücü Yeten,
Var olan, var olmuş olan Rab Tanrı!
Sana şükrediyoruz.
Çünkü büyük gücünü kuşanıp
Egemenlik sürmeye başladın.
18 Uluslar gazaba gelmişlerdi.
Şimdiyse senin gazabın üzerlerine geldi.
Ölüleri yargılamak,
Kulların olan peygamberleri, kutsalları,
Küçük olsun büyük olsun,
Senin adından korkanları ödüllendirmek
Ve yeryüzünü mahvedenleri mahvetmek zamanı da geldi.”
19 Ardından Tanrı'nın gökteki tapınağı açıldı, tapınakta O'nun Antlaşma Sandığı göründü. O anda şimşekler çaktı, uğultular, gök gürlemeleri işitildi. Yer sarsıldı, şiddetli bir dolu fırtınası koptu.
12
Kadın ve Ejderha
1Gökte olağanüstü bir belirti, güneşe sarınmış bir kadın göründü. Ay ayaklarının altındaydı, başında on iki yıldızdan oluşan bir taç vardı. 2Kadın gebeydi. Doğum sancıları içinde kıvranıyor, feryat ediyordu. 3 Ardından gökte başka bir belirti göründü: Yedi başlı, on boynuzlu, kızıl renkli büyük bir ejderhaydı bu. Yedi başında yedi taç vardı. 4 Kuyruğuyla gökteki yıldızların üçte birini sürükleyip yeryüzüne attı. Sonra doğum yapmak üzere olan kadının önünde durdu; kadın doğurur doğurmaz ejderha çocuğu yutacaktı. 5 Kadın bir oğul, bütün ulusları demir çomakla güdecek bir erkek çocuk doğurdu. Çocuk hemen alınıp Tanrı'ya, Tanrı'nın tahtına götürüldü. 6Kadınsa çöle kaçtı. Orada bin iki yüz altmış gün beslenmesi için Tanrı tarafından hazırlanmış bir yeri vardı.
7-8 Gökte savaş oldu. Mikail'le melekleri ejderhayla savaştılar. Ejderha kendi melekleriyle birlikte karşı koydu, ama gücü yetmedi. Bu yüzden gökteki yerlerini yitirdiler. 9 Büyük ejderha –İblis ya da Şeytan denen, bütün dünyayı saptıran o eski yılan– melekleriyle birlikte yeryüzüne atıldı. 10 Bundan sonra gökte yüksek bir sesin şöyle dediğini duydum:
“Tanrımız'ın kurtarışı, gücü, egemenliği
Ve Mesihi'nin yetkisi şimdi gerçekleşti.
Çünkü kardeşlerimizin suçlayıcısı,
Onları Tanrımız'ın önünde gece gündüz suçlayan
Aşağı atıldı.
11Kardeşlerimiz Kuzu'nun kanıyla
Ve ettikleri tanıklık bildirisiyle
Onu yendiler.
Ölümü göze alacak kadar
Vazgeçmişlerdi can sevgisinden.
12Bunun için, ey gökler ve orada yaşayanlar,
Sevinin!
Vay halinize, yer ve deniz!
Çünkü İblis zamanının az olduğunu bilerek
Büyük bir öfkeyle üzerinize indi.”
13Ejderha yeryüzüne atıldığını görünce, erkek çocuğu doğuran kadını kovalamaya başladı. 14 Yılanın önünden çöle, üç buçuk yıl[c] besleneceği yere uçup kaçabilmesi için kadına büyük kartal kanatları verildi. 15Yılan ağzından, kadını selle süpürüp götürmek için onun ardından ırmak gibi su akıttı. 16Ama yeryüzü, ağzını açıp ejderhanın ağzından akıttığı ırmağı yutarak kadına yardım etti. 17Bunun üzerine ejderha kadına öfkelendi. Kadının soyundan geriye kalanlarla, Tanrı'nın buyruklarını yerine getirip İsa'ya tanıklıklarını sürdürenlerle savaşmaya gitti. 18Denizin kıyısında dikilip durdu.
13
Denizden Çıkan Canavar
1 Sonra on boynuzlu, yedi başlı bir canavarın denizden çıktığını gördüm. Boynuzlarının üzerinde on taç vardı, başlarının üzerinde küfür niteliğinde adlar yazılıydı. 2Gördüğüm canavar parsa benziyordu. Ayakları ayı ayağı, ağzı aslan ağzı gibiydi. Ejderha canavara kendi gücü ve tahtıyla birlikte büyük yetki verdi. 3Canavarın başlarından biri ölümcül bir yara almışa benziyordu. Ne var ki, bu ölümcül yara iyileşmişti. Bütün dünya şaşkınlık içinde canavarın ardından gitti. 4İnsanlar canavara yetki veren ejderhaya taptılar. “Canavar gibisi var mı? Onunla kim savaşabilir?” diyerek canavara da taptılar.
5 Canavara, kurumlu sözler söyleyen, küfürler savuran bir ağız ve kırk iki ay süreyle kullanabileceği bir yetki verildi. 6Tanrı'ya küfretmek, O'nun adına ve konutuna, yani gökte yaşayanlara küfretmek için ağzını açtı. 7 Kutsallarla savaşıp onları yenmesine izin verildi. Canavar her oymak, her halk, her dil, her ulus üzerinde yetkili kılındı. 8 Yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulalı beri boğazlanmış Kuzu'nun yaşam kitabına adı yazılmamış olan herkes ona tapacak. 9Kulağı olan işitsin!
10 Tutsak düşecek olan[ç]
Tutsak düşecek.
Kılıçla öldürülecek olan[d]
Kılıçla öldürülecek.
Bu, kutsalların sabrını ve imanını gerektirir.
Yerden Çıkan Canavar
11Bundan sonra başka bir canavar gördüm. Yerden çıkan bu canavarın kuzu gibi iki boynuzu vardı, ama ejderha gibi ses çıkarıyordu. 12İlk canavarın bütün yetkisini onun adına kullanıyor, yeryüzünü ve orada yaşayanları ölümcül yarası iyileşen ilk canavara tapmaya zorluyordu. 13İnsanların gözü önünde, gökten yere ateş yağdıracak kadar büyük belirtiler gerçekleştiriyordu. 14İlk canavarın adına gerçekleştirmesine izin verilen belirtiler sayesinde, yeryüzünde yaşayanları saptırdı. Onlara kılıçla yaralanan, ama sağ kalan canavarın onuruna bir heykel yapmalarını buyurdu. 15Canavarın heykeline yaşam soluğu vermesi için kendisine güç verildi. Öyle ki, heykel konuşabilsin ve kendisine tapmayan herkesi öldürebilsin. 16Küçük büyük, zengin yoksul, özgür köle, herkesin sağ eline ya da alnına bir işaret vurduruyordu. 17Öyle ki, bu işareti, yani canavarın adını ya da adını simgeleyen sayıyı taşımayan ne bir şey satın alabilsin, ne de satabilsin.
18Bu konu bilgelik gerektirir. Anlayabilen, canavara ait sayıyı hesaplasın. Çünkü bu sayı insanı[e] simgeler. Sayısı 666'dır.
14
Kuzu ve 144 000 Kişi
1 Sonra Kuzu'nun Siyon Dağı'nda durduğunu gördüm. O'nunla birlikte 144 000 kişi vardı. Alınlarında kendisinin ve Babası'nın adları yazılıydı. 2Gökten, gürül gürül akan suların sesini, güçlü gök gürlemesini andıran bir ses işittim. İşittiğim ses, lir çalanların çıkardığı sese benziyordu. 3Bu 144 000 kişi, tahtın önünde, dört yaratığın ve ihtiyarların önünde yeni bir ezgi söylüyordu. Yeryüzünden satın alınmış olan bu kişilerden başka kimse o ezgiyi öğrenemedi. 4Kendilerini kadınlarla lekelememiş olanlar bunlardır. Pak kişilerdir. Kuzu nereye giderse ardısıra giderler. Tanrı'ya ve Kuzu'ya ait olacakların ilk bölümü olmak üzere insanlar arasından satın alınmışlardır. 5 Ağızlarından hiç yalan çıkmamıştır. Kusursuzdurlar.
Üç Melek
6Bundan sonra göğün ortasında uçan başka bir melek gördüm. Yeryüzünde yaşayanlara –her ulusa, her oymağa, her dile, her halka– iletmek üzere sonsuza dek kalıcı olan Müjde'yi getiriyordu. 7Yüksek sesle şöyle diyordu: “Tanrı'dan korkun! O'nu yüceltin! Çünkü O'nun yargılama saati geldi. Göğü, yeri, denizi, su pınarlarını yaratana tapının!” 8 Ardından gelen ikinci bir melek, “Yıkıldı! Kendi azgın fuhuş şarabını bütün uluslara içiren büyük Babil yıkıldı!” diyordu.
9-10 Onları üçüncü bir melek izledi. Yüksek sesle şöyle diyordu: “Bir kimse canavara ve heykeline taparsa, alnına ya da eline canavarın işaretini koydurursa, Tanrı gazabının kâsesinde saf olarak hazırlanmış Tanrı öfkesinin şarabından içecektir. Böylelerine kutsal meleklerin ve Kuzu'nun önünde ateş ve kükürtle işkence edilecek. 11 Çektikleri işkencenin dumanı sonsuzlara dek tütecek. Canavara ve heykeline tapıp onun adının işaretini alanlar gece gündüz rahat yüzü görmeyecekler. 12Bu da, Tanrı'nın buyruklarını yerine getiren, İsa'ya imanlarını sürdüren kutsalların sabrını gerektirir.”
13Gökten bir ses işittim. “Yaz! Bundan böyle Rab'be ait olarak ölenlere ne mutlu!” diyordu.
Ruh, “Evet” diyor, “Uğraşlarından dinlenecekler. Çünkü yaptıkları onları izleyecek.”
Yerin Ürünü Toplanıyor
14 Sonra beyaz bir bulut gördüm. Bulutun üzerinde “insanoğluna benzer biri” oturuyordu. Başında altın bir taç, elinde keskin bir orak vardı. 15 Tapınaktan çıkan başka bir melek bulutun üzerinde oturana yüksek sesle bağırdı: “Orağını uzat ve biç! Biçme saati geldi. Çünkü yerin ekini olgunlaşmış bulunuyor.” 16Bulutun üzerinde oturan, orağını yerin üzerine salladı, yerin ekini biçildi.
17Gökteki tapınaktan başka bir melek çıktı. Onun da keskin bir orağı vardı. 18Ateş üzerinde yetkili olan başka bir melek de sunaktan çıkıp geldi. Keskin orağı olana yüksek sesle, “Keskin orağını uzat!” dedi. “Yerin asmasının salkımlarını topla. Çünkü üzümleri olgunlaştı.” 19Bunun üzerine melek orağını yerin üzerine salladı. Yerin asmasının ürününü toplayıp Tanrı öfkesinin büyük masarasına[g] attı. 20 Kentin dışında çiğnenen masaradan kan aktı. Kan, 1 600 ok atımı[ğ] kadar yayılıp atların gemlerine dek yükseldi.
15
Yedi Melek ve Yedi Bela
1Gökte büyük ve şaşılası başka bir belirti gördüm: Son yedi belayı taşıyan yedi melekti. Çünkü Tanrı'nın öfkesi bu belalarla son buluyordu.
2Ateşle karışık camdan deniz gibi bir şey gördüm. Canavara, heykeline ve adını simgeleyen sayıya karşı zafer kazananlar, ellerinde Tanrı'nın verdiği lirlerle cam denizin üzerinde durmuşlardı. 3-4 Tanrı kulu Musa'nın ve Kuzu'nun ezgisini söylüyorlardı:
“Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı,
Senin işlerin büyük ve şaşılası işlerdir.
Ey ulusların kralı,
Senin yolların doğru ve adildir.
Ya Rab, senden kim korkmaz,
Adını kim yüceltmez?
Çünkü kutsal olan yalnız sensin.
Bütün uluslar gelip sana tapınacaklar.
Çünkü adil işlerin açıkça görüldü.”
5 Bundan sonra gökteki tapınağın, yani Tanıklık Çadırı'nın[h] açıldığını gördüm. 6Yedi belayı taşıyan yedi melek temiz, parlak keten giysiler giymiş, göğüslerine altın kuşaklar sarınmış olarak tapınaktan çıktı. 7Dört yaratıktan biri yedi meleğe, sonsuzluklar boyunca yaşayan Tanrı'nın öfkesiyle dolu yedi altın tas verdi. 8 Tapınak Tanrı'nın yüceliğinden ve gücünden ötürü dumanla doldu. Yedi meleğin yedi belası sona erinceye dek kimse tapınağa giremedi.
16
Tanrı'nın Öfkesi ve Yedi Tas
1Sonra tapınaktan yükselen gür bir sesin yedi meleğe, “Gidin, Tanrı'nın öfkesiyle dolu yedi tası yeryüzüne boşaltın!” dediğini işittim.
2 Birinci melek gidip tasını yeryüzüne boşalttı. Canavarın işaretini taşıyıp heykeline tapanların üzerinde acı veren iğrenç yaralar oluştu.
3İkinci melek tasını denize boşalttı. Deniz ölü kanına benzer kana dönüştü, içindeki bütün canlılar öldü.
4 Üçüncü melek tasını ırmaklara, su pınarlarına boşalttı; bunlar da kana dönüştü. 5Sulardan sorumlu meleğin şöyle dediğini işittim:
“Var olan, var olmuş olan kutsal Tanrı!
Bu yargılarında adilsin.
6Kutsalların ve peygamberlerin kanını döktükleri için,
İçecek olarak sen de onlara kan verdin.
Bunu hak ettiler.”
7Sunaktan gelen bir sesin,
“Evet, Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrı,
Yargıların doğru ve adildir”
dediğini işittim.
8Dördüncü melek tasını güneşe boşalttı. Bununla güneşe insanları yakma gücü verildi. 9İnsanlar korkunç bir ısıyla kavruldular. Tövbe edip bu belalara egemen olan Tanrı'yı yücelteceklerine, O'nun adına küfrettiler.
10 Beşinci melek tasını canavarın tahtına boşalttı. Canavarın egemenliği karanlığa gömüldü. İnsanlar ıstıraptan dillerini ısırdılar. 11Istırap ve yaralarından ötürü Göğün Tanrısı'na küfrettiler. Yaptıklarından tövbe etmediler.
12 Altıncı melek tasını büyük Fırat Irmağı'na boşalttı. Gündoğusundan gelen kralların yolu açılsın diye ırmağın suları kurudu. 13Bundan sonra ejderhanın ağzından, canavarın ağzından ve sahte peygamberin ağzından kurbağaya benzer üç kötü ruhun çıktığını gördüm. 14Bunlar doğaüstü belirtiler gerçekleştiren cinlerin ruhlarıdır. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'nın büyük gününde olacak savaş için bütün dünyanın krallarını toplamaya gidiyorlar.
15 “İşte hırsız gibi geliyorum! Çıplak dolaşmamak ve utanç içinde kalmamak için uyanık durup giysilerini üstünde bulundurana ne mutlu!”
16 Üç kötü ruh, kralları İbranice Armagedon denilen yere topladılar. 17Yedinci melek tasını havaya boşalttı. Tapınaktaki tahttan yükselen gür bir ses, “Tamam!” dedi. 18 O anda şimşekler çaktı, uğultular, gök gürlemeleri işitildi. Öyle büyük bir deprem oldu ki, yeryüzünde insan oldu olalı bu kadar büyük bir deprem olmamıştı. 19 Büyük kent üçe bölündü. Ulusların kentleri yerle bir oldu. Tanrı büyük Babil'i anımsadı, ona ateşli gazabının şarabını içeren kâseyi verdi. 20 Bütün adalar ortadan kalktı, dağlar yok oldu. 21 İnsanların üzerine gökten tanesi yaklaşık kırk kilo[ı] ağırlığında iri dolu yağdı. Dolu belası öyle korkunçtu ki, insanlar bu yüzden Tanrı'ya küfrettiler.
17
Canavarın Sırtındaki Kadın
1 Yedi tası alan yedi melekten biri gelip benimle konuştu: “Gel!” dedi. “Sana engin suların kenarında oturan büyük fahişenin çarptırılacağı cezayı göstereyim. 2 Dünya kralları onunla fuhuş yaptılar. Yeryüzünde yaşayanlar onun fuhşunun şarabıyla sarhoş oldular.”
3 Bundan sonra melek beni Ruh'un yönetiminde çöle götürdü. Orada yedi başlı, on boynuzlu, üzeri küfür niteliğinde adlarla kaplı kırmızı bir canavarın üstüne oturmuş bir kadın gördüm. 4 Kadın, mor ve kırmızı giysilere bürünmüş, altınlar, değerli taşlar, incilerle süslenmişti. Elinde iğrenç şeylerle, fuhşunun çirkeflikleriyle dolu altın bir kâse vardı. 5Alnına şu gizemli ad yazılmıştı:
BÜYÜK BABİL,
DÜNYA FAHİŞELERİNİN
VE İĞRENÇLİKLERİNİN ANASI
6Kadının, kutsalların ve İsa'ya tanıklık etmiş olanların kanıyla sarhoş olduğunu gördüm. Onu görünce büyük bir şaşkınlığa düştüm. 7Melek bana, “Neden şaştın?” diye sordu. “Kadının ve onu taşıyan yedi başlı, on boynuzlu canavarın sırrını ben sana açıklayayım. 8 Gördüğün canavar bir zamanlar vardı, ama şimdi yok. Biraz sonra dipsiz derinliklerden çıkacak ve yıkıma gidecek. Yeryüzünde yaşayan ve dünya kurulalı beri adları yaşam kitabına yazılmamış olanlar canavarı görünce şaşacaklar. Çünkü o bir zamanlar vardı, şimdi yok, ama yine gelecek.
9“Bunu anlamak için bilgelik gerek. Yedi baş, kadının üzerinde oturduğu yedi tepedir; aynı zamanda yedi kraldır. 10Bunların beşi düştü, biri duruyor, ötekiyse henüz gelmedi. Gelince kısa süre kalması gerek. 11Yaşamış, ama şimdi yok olan canavarın kendisi sekizinci kraldır. O da yedilerden biridir ve yıkıma gitmektedir. 12 Gördüğün on boynuz henüz egemenlik sürmemiş on kraldır; canavarla birlikte bir saat egemenlik sürmek üzere yetki alacaklar. 13Düşünce birliği içinde olan bu krallar güçlerini ve yetkilerini canavara verecekler. 14Kuzu'ya karşı savaşacaklar, ama Kuzu onları yenecek. Çünkü Kuzu, rablerin Rabbi, kralların Kralı'dır. O'nunla birlikte olanlar, çağrılmış, seçilmiş ve O'na sadık kalmış olanlardır.”
15Bundan sonra melek bana, “Şu gördüğün sular –fahişenin kenarında oturduğu sular– halklar, toplumlar, uluslar ve dillerdir” dedi. 16“Gördüğün canavarla on boynuz fahişeden nefret edecek, onu perişan edip çıplak bırakacaklar. Etini yiyip kendisini ateşte yakacaklar. 17Çünkü Tanrı, amacını gerçekleştirme isteğini onların yüreğine koymuştur. Öyle ki, Tanrı'nın sözleri yerine gelinceye dek krallıklarını canavara devretmekte sözbirliği edecekler. 18Gördüğün kadın dünya kralları üzerinde egemenlik süren büyük kenttir.”
18
Babil'in Yıkılışı
1Bundan sonra büyük yetkiye sahip başka bir meleğin gökten indiğini gördüm. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı. 2 Melek gür bir sesle bağırdı:
“Yıkıldı! Büyük Babil yıkıldı!
Cinlerin barınağı,
Her kötü ruhun uğrağı,
Her murdar ve iğrenç kuşun sığınağı oldu.
3 Çünkü bütün uluslar
Azgın fuhşunun şarabından içtiler.
Dünya kralları da
Onunla fuhuş yaptılar.
Dünya tüccarları
Onun aşırı sefahatiyle zenginleştiler.”
4 Gökten başka bir ses işittim:
“Ey halkım!” diyordu.
“Onun günahlarına ortak olmamak,
Uğradığı belalara uğramamak için çık oradan!
5 Çünkü üst üste yığılan günahları göğe erişti,
Ve Tanrı onun suçlarını anımsadı.
6 Babil nasıl davrandıysa, karşılığını ona aynen verin,
Yaptıklarının iki katını ödeyin.
Hazırladığı kâsedeki içkinin
İki katını hazırlayıp ona içirin.
7 Kendini yücelttiği, sefahate verdiği oranda
Istırap ve keder verin ona.
Çünkü içinden diyor ki,
‘Tahtında oturan bir kraliçeyim, dul değilim.
Asla yas tutmayacağım!’
8Bu nedenle başına gelecek belalar
–Ölüm, yas ve kıtlık–
Bir gün içinde gelecek.
Ateş onu yiyip bitirecek.
Çünkü onu yargılayan Rab Tanrı güçlüdür.
9 “Kendisiyle fuhuş yapan ve sefahatte yaşayan dünya kralları onu yakan ateşin dumanını görünce onun için ağlayıp dövünecekler. 10Çektiği ıstıraptan dehşete düşecek, uzakta durup,
‘Vay başına koca kent,
Vay başına güçlü kent Babil!
Bir saat içinde cezanı buldun’ diyecekler.
11 “Dünya tüccarları onun için ağlayıp yas tutuyor. Çünkü mallarını satın alacak kimse yok artık. 12-13 Altını, gümüşü, değerli taşları, incileri, ince keteni, ipeği, mor ve kırmızı kumaşları, her çeşit kokulu ağacı, fildişinden yapılmış her çeşit eşyayı, en pahalı ağaçlardan, tunç, demir ve mermerden yapılmış her çeşit malı, tarçın ve kakule, buhur, güzel kokulu yağ, günnük, şarap, zeytinyağı, ince un ve buğdayı, sığırları, koyunları, atları, arabaları ve köleleri, insanların canını satın alacak kimse yok artık.
14“Diyecekler ki,
‘Canının çektiği meyveler elinden gitti,
Bütün değerli ve göz alıcı malların yok oldu.
İnsanlar bunları bir daha göremeyecek.’
15 Babil'de bu malları satarak zenginleşen tüccarlar, kentin çektiği ıstıraptan dehşete düşecekler. Uzakta durup ağlayacak, yas tutacaklar.
16“ ‘Vay başına, vay!’ diyecekler.
‘İnce keten, mor ve kırmızı kumaş kuşanmış,
Altın, değerli taş ve incilerle süslenmiş
Koca kent!
17-18 Onca büyük zenginlik
Bir saat içinde yok oldu.’
“Gemi kaptanları, yolcular, tayfalar, denizde çalışanların hepsi, onu yakan ateşin dumanını görünce uzakta durup, ‘Koca kent gibisi var mı?’ diye feryat ettiler. 19Başlarına toprak döktüler, yas tutup ağlayarak feryat ettiler:
‘Vay başına koca kent, vay!
Denizde gemileri olanların hepsi
Onun sayesinde, onun değerli mallarıyla
Zengin olmuşlardı.
Kent bir saat içinde viraneye döndü.’
20 Ey gök, kutsallar, elçiler, peygamberler!
Onun başına gelenlere sevinin!
Çünkü Tanrı onu yargılayıp hakkınızı aldı.”
21 Sonra güçlü bir melek değirmen taşına benzer büyük bir taşı kaldırıp denize atarak şöyle dedi:
“Koca kent Babil de
İşte böyle şiddetle atılacak
Ve bir daha görülmeyecek.
22 Artık sende lir çalanların, ezgi okuyanların,
Kaval ve borazan çalanların sesi
Hiç işitilmeyecek.
Artık sende hiçbir el sanatının ustası bulunmayacak.
Sende artık değirmen sesi duyulmayacak.
23 Artık sende hiç kandil ışığı parlamayacak.
Sende artık gelin güvey sesi duyulmayacak.
Senin tüccarların dünyanın büyükleriydi.
Bütün uluslar senin büyücülüğünle yoldan sapmıştı.
24 Peygamberlerin, kutsalların
Ve yeryüzünde boğazlanan herkesin kanı
Sende bulundu.”
19
Gökte Sevinç
1Bundan sonra gökte büyük bir kalabalığın sesini andıran yüksek bir ses işittim.
“Haleluya[i]!” diyorlardı.
“Kurtarış, yücelik ve güç Tanrımız'a özgüdür.
2 Çünkü O'nun yargıları doğru ve adildir.
Yeryüzünü fuhşuyla yozlaştıran
Büyük fahişeyi yargılayıp
Kendi kullarının kanının öcünü aldı.”
3 İkinci kez,
“Haleluya!
Onun dumanı sonsuzlara dek tütecek” dediler.
4Yirmi dört ihtiyarla dört yaratık yere kapanıp, “Amin! Haleluya!” diyerek tahtta oturan Tanrı'ya tapındılar.
5 Sonra tahttan bir ses yükseldi:
“Ey Tanrımız'ın bütün kulları!
Küçük büyük, O'ndan korkan hepiniz,
O'nu övün!”
6 Ardından büyük bir kalabalığın, gürül gürül akan suların, güçlü gök gürlemelerinin sesine benzer sesler işittim.
“Haleluya!” diyorlardı.
“Çünkü Her Şeye Gücü Yeten Rab Tanrımız
Egemenlik sürüyor.
7Sevinelim, coşalım!
O'nu yüceltelim!
Çünkü Kuzu'nun düğünü başlıyor,
Gelini hazırlandı.
8Giymesi için ona temiz ve parlak
İnce keten giysiler verildi.”
İnce keten kutsalların adil işlerini simgeler.
9 Sonra melek bana, “Yaz!” dedi. “Ne mutlu Kuzu'nun düğün şölenine çağrılmış olanlara!” Ardından ekledi: “Bunlar gerçek sözlerdir, Tanrı'nın sözleridir.”
10Ona tapınmak üzere ayaklarına kapandım. Ama o, “Sakın yapma!” dedi. “Ben de senin ve İsa'ya tanıklığını sürdüren kardeşlerin gibi bir Tanrı kuluyum. Tanrı'ya tap! Çünkü İsa'ya tanıklık, peygamberlik ruhunun özüdür.”
Beyaz Atın Binicisi
11 Bundan sonra göğün açılmış olduğunu, beyaz bir atın orada durduğunu gördüm. Binicisinin adı Sadık ve Gerçek'tir. Adaletle yargılar, savaşır. 12 Gözleri alev alev yanan ateş gibidir. Başında çok sayıda taç var. Üzerinde kendisinden başka kimsenin bilmediği bir ad yazılıdır. 13Kana batırılmış bir kaftan giymişti. Tanrı'nın Sözü adıyla anılır. 14Beyaz, temiz, ince ketene bürünmüş olan gökteki ordular, beyaz atlara binmiş O'nu izliyorlardı. 15 Ağzından ulusları vuracak keskin bir kılıç uzanıyor. Onları demir çomakla güdecek. Her Şeye Gücü Yeten Tanrı'nın ateşli gazabının şarabını üreten masarayı[j] kendisi çiğneyecek. 16Kaftanının ve kalçasının üzerinde şu ad yazılıydı:
KRALLARIN KRALI VE RABLERİN RABBİ
17-18 Bundan sonra güneşte duran bir melek gördüm. Göğün ortasında uçan bütün kuşları yüksek sesle çağırdı: “Kralların, komutanların, güçlü adamların, atlarla binicilerinin, özgür köle, küçük büyük, hepsinin etini yemek için toplanın, Tanrı'nın büyük şölenine gelin!”
19Sonra canavarı, dünya krallarını ve onların ordularını, ata binmiş Olan'la O'nun ordusuna karşı savaşmak üzere toplanmış gördüm. 20 Canavarla onun önünde doğaüstü belirtiler gerçekleştiren sahte peygamber yakalandı. Sahte peygamber, canavarın işaretini alıp heykeline tapanları bu belirtilerle saptırmıştı. Her ikisi de kükürtle yanan ateş gölüne diri diri atıldı. 21Geriye kalanlar, ata binmiş Olan'ın ağzından uzanan kılıçla öldürüldü. Bütün kuşlar bunların etiyle doydu.
  • Giriş
  • Video
  • Notlar

Notlar

6:1 Kuzu’nun Bkz. Va.5:6 ve ilgili not. yedi mühürden Her biri çeş itli yargılar içeren üç belirtinin ilki (krş. 8-9. bölümler ile 16. bölüm). dört yaratıktan Bkz. Va.4:6-7 ve ilgili notlar.
6:2 beyaz bir at Krş. Zek.1:8-11 ; Zek.6:1-8. Renkler binicinin özellikleriyle ilişkilidir. Beyaz atın binicisinin kimi simgelediğiyle ilgili değişik yorumlar vardır, ancak bu binicinin dünyaya egemen olma hırsını harekete geçiren fetih ruhunu simgeliyor olması en olası yorumdur. taç Bkz. Va.2:10 ve Titus.4:8’e ait not.
6:4 kızıl renkte başka bir at Kan dökülmesini ve savaşı simgeler (krş. Zek.1:8; Zek.6:2). İnsanlar birbirlerini boğazlayacaklar Eğer beyaz at ülkelerarası savaşın simgesiyse, kızıl at iç savaşı simgeliyor olabilir. kılıç Bkz. Va.1:16’ya ait not.
6:5 siyah bir at Kıtlığı simgeler (krş. Zek.6:2,Zek.6:6).
6:6 Bir ölçek buğday bir dinara Burada “ölçek” diye çevrilen sözcüğün Grekçesi, o çağda bir askerin, dinar ise bir işçinin günlük ücretiydi. buğday... arpa Bir ölçek buğday tek bir kişinin, daha az besleyici olan arpanın üç ölçeği ise küçük bir ailenin günlük yiyeceğini ancak karşılar. Kıtlık, fiyatları en azından on kat artırmış görünüyor. zeytinyağına, şaraba zarar verme! Siyah atın binicisine, yol açacağı ekonomik yıkımın sınırları gösteriliyor. Zeytin ağacının ve asmanın kökleri daha derinlere iner ve kuraklıktan kısa sürede etkilenmez. Tanrı’nın yargısı henüz bütün şiddetiyle gelmiş değildir.
6:8 Ölüler Diyarı Bkz. Va.1:18; Va.20:13-14; ayrıca bkz. Mat.16:18’e ait not. kılıçla... yabanıl hayvanlarıyla Bkz. Hez.5:16-17 ve ilgili not.
6:9 sunağın altında EskiAntlaşma döneminde kurbanın kanı sunağın dibine dökülürdü (bkz. Çık.29:12; Lev.4:7). Benzer bir şekilde burada iman uğruna şehit olarak ölenlerin fedakârlığı, Tanrı’ya sunulan bir kurban olarak gösterilmektedir.
6:10 Yeryüzünde yaşayanları İfade Vahiy Kitabı’nda çoğunlukla Tanrı’ya düşmanlık besleyenler için kullanılır (bkz. Va.3:10; Va.8:13; Va.11:10; Va.13:8,Va.13:12; Va.17:2,Va.17:8).
6:11 beyaz birer kaftan Mesih’in kanı aracılığıyla gelen aklanmanın yanı sıra imanlıların doğru eylemlerini belirtir (bkz. Va.3:5,Va.3:18; Va.4:4; Va.7:9,Va.7:13; Va.19:14). kardeşlerinin Bkz. Rom.1:13’e ait not. sayısı tamamlanıncaya dek Tanrı, sadık kullarının sonsuza dek zulüm görmeyeceğine ilişkin güvence veriyor.
6:12 deprem Bkz. Va.11:13; Va.16:18; Çık.19:18; Yşa.2:19. Ay baştan aşağı kan rengine döndü Bkz. Yoe.2:31.
6:13 yıldızlar... düştü Bkz. Mar.13:24-26.
6:14 dürülen bir tomar gibi Bkz. Yşa.34:4. yerinden sökülüp alındı Bkz. Va.16:20; Va.20:11.
6:15 mağaralara... gizlendiler Bkz. Yşa.2:10,Yşa.2:19-21; Yer.4:29.
6:16 Kuzu’nun gazabından Bkz. “onların gazabının”, Va.6:17. Tanrı’nın adil ve kutsal özünün bir ifadesi olan “Tanrı’nın gazabı”, günümüzde de görülmektedir (bkz. Rom.1:18 ve ilgili not) gelecekte de görülecektir (bkz. Va.19:15; krş. Sef.1:14-18; Nah.1:6).
7:1 dört rüzgarını Tanrı’nın yargı araçları (bkz. Yer.49:36).
7:2 Yaşayan Tanrı’nın mührünü Antik çağda belgeler sarılıp bağlandıktan sonra düğüm yerinin üzerine bir parça kil dökülür, kil katılaşmak üzereyken üzerine mühür yüzüğü basılarak veya silindirik bir mühür yuvarlanarak belgenin içeriği korunmuş ve onaylanmış olurdu. Bu işlem ayrıca yetki ve aitlik ifade ederdi. Ayette geçen bu ifadeyle, imanlıların gelecek yargı sırasında esirgenmesi için (bkz. Va.9:4; Va.14:1; krş. Va.22:4) alınlarına RAB’bin adının yazılacağı anlatılmaktadır (bkz. Hez.9:4 ve ilgili not).
7:4 144 000 kişi Bazıları bu sayının sıkıntı dönemi boyunca sadık kalan İsrailoğulları’nı, bazıları ise yine aynı dönemde sadık kalan tüm imanlıları temsil ettiğini ileri sürer.
7:5 Yahuda Listede ağabeyi Ruben’den önce yer almasının nedeni (bkz. Yar.37:21’e ait not ; Yar.49:3-12), muhtemelen İsa Mesih’in Yahuda oymağından olmasıdır.
7:6 Manaşşe Dan oymağına listede yer verilmediğinden, muhtemelen on iki oymağı tamamlamak için Yusuf’un iki oymağından biri olan Manaşşe’den (öbürü Efrayim’dir) söz edilmektedir. Dan oymağına yer verilmemesinin nedeni, onların putperestliğe kayması (Hak.18:30) veya yaygın inanca göre Mesih Karşıtı’nın bu oymaktan gelecek olmasıdır.
7:9 her ulustan, her oymaktan, her halktan, her dilden Bkz. Va.5:9; Va.11:9; Va.13:7; Va.14:6; krş. Va.10:11; Va.17:15. büyük bir kalabalık Va.7:14’ te tanımlanır. hurma dalları Mısır’dan çıkışın veya çöl yolculukları boyunca Tanrı’nın İsrailliler’e yaptığı iyiliklerin kutlandığı ş enliklerde kullanılırdı (bkz. Lev.23:40; Yu.12:13).
7:10 Kurtarış... Tanrımız’a... özgüdür Bkz. Yun.2:9.
7:11 ihtiyarların Bkz. Va.4:4’e ait not. dört yaratığın Bkz. Va.4:6’ ya ait not.
7:13 Beyaz kaftan Bkz. Va.6:11’e ait not.
7:14 büyük sıkıntıdan Mesih’in ikinci gelişinden önce yaşanacak olan son zulüm dönemi (bkz. Mat.24:21; krş. Dan.12:1-2). Bazı yorumcular, bu dönemin Yuhanna’nın zamanındaki imanlıların uğradığı zulüm ve düşmanlıkla başladığına inanır.
7:15 Tapınağında Vahiy’deki “tapınak” sözcüğü, imanlılara, Eski Antlaşma döneminde Tanrı’nın halkı İsrail’in arasında bulunduğu En Kutsal Yer’i hatırlatmak üzere kullanılmıştır. Artık o dönemde olduğu gibi, Tanrı’nın huzuruna yalnızca tek bir oymak (Levililer) çıkmayacaktır. Kâhin oldukları için tüm imanlılar Tanrı’nın huzurunda hizmet edeceklerdir (bkz. Va.1:6; Va.5:10; Va.20:6; krş. 1Pe.2:4-10). çadırını onların üzerine gerecek Bu tasvir, Tanrı’nın halkı arasında yaşamak için bulunduğu Buluşma Çadırı’nı hatırlatır (Lev.26:11-13).
7:1-17 Son mührü (Va.8:1) öncekilerden ayıran bir ara (metni yapısal açıdan krş. Va.10:1-11:13).
7:17 güdecek Eski çağlarda krallar, halkını güden çobanlar olarak görülürdü (bkz. Mez.23:1 ve ilgili not; krş. Hez.34. bölüm).
8:1 gökte... sessizlik Bir sonraki yedi yargı öncesinde imanlılar kendilerine tanınan bu dikkat çekici süre boyunca dua eder (Va.8:3-4).
8:2 yedi borazan Eski çağlarda borazan, önemli olayları duyurmak ve savaşta işaret vermek amacıyla kullanılırdı. Va.8-9. bölümlerde ve Va.11:15-19’ da sözü edilen yedi borazan, mühürlerden daha ağır, ancak yedi tas (16. bölüm) kadar yıkıcı olmayan bir yargı sürecinin başladığını haber veriyordu.
8:3 buhurdan Buhurun yakılması için kömür ateşini canlı tutmaya yarayan bir tür kap (krş. 1Kr.7:50). dualarıyla birlikte Bkz. Va.5:8’e ait not.
8:5 Gök gürlemeleri... yer sarsıldı Bkz. Va.4:5’ e ait not.
8:6 yedi borazan Borazanlar Mısır’dan Çıkış Kitabı’ndaki belaları andırır ; kötülük güçleri tarafından yönetilen dünyanın bağlarından kurtulan Tanrı halkının son kaçışı resmediliyor gibidir. Tanrı Mısır’ı nasıl cezalandırdıysa (Çık.7-11. bölümler) dünyayı da öyle yargılayıp cezalandıracaktır.
8:7 Kanla karışık dolu ve ateş Krş. Çık.9:13-25; Hez.38:22. Yerin üçte biri... yandı Bu oran, borazanların bildirdiği cezanın henüz tamamlanmadığını göstermektedir (sonraki üç belanın her birinde de aynı oranda gerçekleşir ; Va.8:8-9,Va.8:10-11,Va.8:12).
8:8 Denizin... kana dönüştü Mısır’daki ilk belayı hatırlatır (Çık.7:20-21).
8:10 büyük bir yıldız... düştü Bkz. Va.6:13.
8:11 Pelin’dir Keskin ve acı bir tada sahip olan bitki, burada felaket, acı ve ölüm anlamındadır (bkz. Özd.5:3-4; Yer.9:15; Ağı.3:19). Suların... acılaştı Acı suların tatlılaştığı Mara’da gerçekleşen mucizenin tersine (Çık.15:25).
8:12 Güneşin üçte biri... vuruldu Bkz. Çık.10:21-23.
8:13 vay, vay, vay haline! Bu üç “vay” nidası, son üç borazanın bildirdiği belayla ilişkilidir (bkz. Va.9:12; Va.11:1-11:14); 15-16. bölümlerde söz edilen yedi yargı, üçüncü “vay”dır). Bu belalar doğruların değil (bkz. Va.9:4), “yeryüzünde yaşayanların” (Mesih’e inanmayanların) üzerine gelecektir (bkz. Va.6:10’a ait not); tıpkı İsrailoğulları’nın Mısır’daki belalardan etkilenmemesi gibi.
9:1 yere düşmüş bir yıldız Bu yıldız ilahi bir aracıyı, muhtemelen bir meleği simgeler (krş. Va.20:1). Dipsiz derinliklere Kötü ruhların ve cinlerin yer altındaki meskenleri (bkz. Va.20:1; Luk.8:31).
9:3 çekirgeler Bkz. Çık.10:1-20; krş. Yoe.1:2-2:11. Bu çekirgeler “dipsiz derinliklerden” geldiklerine göre, kötü ruhlardan oluşan bir orduyu simgeledikleri söylenebilir.
9:4 Birinci “vay”, Tanrı kullarına zarar vermez (bkz. Va.7:3). Tanrı, Firavun döneminde Mısır üzerine gelen belalardan da halkını benzer şekilde korumuştu (krş. Çık.8:22; Çık.9:4,Çık.9:26; Çık.10:23; Çık.11:7).
9:5 beş ay Görümde ömrü beş ayla sınırlı olan çekirgelerin gösterilmesi, bu ordunun etkinlik süresinin sınırlandırılmış olduğunun bir işareti olabilir.
9:6 ölümü arayacak, ama bulamayacaklar Krş. Hoş.10:8 (Luk.23:30’da alıntılanmaktadır). Aslında yargı sırasında lütuf gösterilmektedir; Mesih imanlısı olmayanların tövbe etmeleri için hâlâ fırsatları vardır (krş. Flp.1:23-24).
9:10 beş ay Bkz. Va.9:5’e ait not.
9:11 Avaddon... Apolyon ‘Mahvedici’ anlamına gelir. Yıkım meleğidir.
9:12 Birinci “vay” Bkz. Va.8:13’e ait not.
9:13 altın sunağın dört boynuzundan Boynuzlar sunağın dört köşesinde bulunan yukarı uzanan çıkıntılardır (Çık.27:2). Bu boynuzlara sarılan kişi sığınma hakkına sahip oluyordu (1Kr.1:50-51; 1Kr.2:28; bkz. Amo.3:14’e ait not).
9:14 Fırat Irmağı, Eski Antlaşma döneminde, İsrail’in eski düşmanları olanAsur ve Babil’in sınırını oluşturuyordu (krş. Yşa.8:5-8). Roma döneminde ise bu kez imparatorluk için en ciddi askeri tehdit olan Partlar o bölgeye egemen olmuşlardı. Bu bölgedeki daimi düşman tehdidinden ötürü, halkın Yuhanna’nın bu bildirisini duyar duymaz, buradaki dört meleğin, yıkım getirecek ruhlardan oluşan ordulardan sorumlu güçleri temsil ettiğini anladığı tahmin edilir (Yşa.9:15-19). Fırat Irmağı’nın Bkz. Yar.15:18’e ait not.
9:15 saat... gün... ay... yıl Tanrı, tasarısını kesin bir zaman çerçevesinde yürütmektedir.
9:16 iki yüz milyondu Bazı yorumcular bu sayıyı birebir anlamıyla kabul ederken, bazıları ‘hesaplanamayacak kadar çok’anlamında kullanıldığını söyler (krş. Va.5:11; Mez.68:17; Dan.7:10).
9:19 Yılanı andıran kuyruklarının başıyla Atların şeytani yapıya sahip olduğu vurgulanıyor (krş. Va.12:9).
9:20 tövbe etmediler Oysa belaların tanrısal amaçlarından biri de insanları tövbeye yöneltmektir (krş. Va.9:21; Va.2:21; Va.16:9,Va.16:11; ayrıca krş. Amo.4:6-11). Cinlere Krş. Yas.4:28; Mez.115:5-7; Luk.4:33-34 ve ilgili not; 1Ko.10:20; bkz. Bilgi Kutusu:Şeytan, s.1385.
9:21 büyü Çeşitli maddeleri karıştırarak doğaüstü olaylar gerçekleştirmeye çalışma işi (krş. Elç.19:19 ve ilgili not). tövbe etmediler Bkz. Va.16:9,Va.16:11. Bedensel acılar bile başkaldıran yürekleri değiştirmeyecek.
10:1 güçlü başka bir melek Va.5:2’ de söz edilen melek olabilir. Buluta sarınmıştı... gökkuşağı Krş. Hez.1:26-28.
10:2-3 küçük bir tomar 5. bölümdeki tomar değildir (bkz. Va.10:9-10 ve ilgili not). Sağ ayağını denize, sol ayağını karaya Hem sahip olduğu ihtişamın büyüklüğü hem de gelişinin tüm yaratılışın yazgısıyla ilgili olduğu betimlenmektedir (krş. Va.10:6). yedi gök gürlemesi Gök gürlemesi, Tanrı’nın sevgisini ve lütfunu reddedenlerin üzerine gelecek olan yargının habercisidir (krş. Va.8:5; Va.11:19; Va.16:18).
10:4 mühürle Krş. Dan.8:26; Dan.12:4,Dan.12:9. Bu sözler, zamanı gelene kadar açıklanmayacaktır (krş. Va.22:10).
10:5 sağ elini göğe kaldırdı Ant içme hareketi (bkz. Yar.14:22-23; Yas.32:40).
10:6 sonsuzluklar boyunca yaşayanın İman uğruna canlarını vermek durumunda olanları cesaretlendiren gerçek (krş. Va.1:18; Va.4:9-11; Va.15:7). Artık gecikme olmayacak Bkz. Va.6:9-11; krş. Dan.12:1; Mar.13:19.
10:7 Tanrı’nın sır olan tasarısı Tanrı’nın nihai tasarısı, kurtuluşu tamamlamak, tüm kötülüklere karşı zafer kazanmak ve sonsuzlara kadar sürecek olan egemenliğini kurmaktır (krş. Va.11:15). Adaletsizliklerin ve kötülüklerin neden hemen yargılanmadığına dair kutsalların feryatları (Va.6:10), “Tanrı’nın sır olan tasarısı” tamamlandığında karşılığını alır (Va.11:15).
10:9 Al, bunu ye! ‘Tomarın içeriğini kavra ve özümse’anlamında. Peygamberlik etmek üzere görevlendirilmeyi temsil eder (krş. Hez.2:9-3:11). ağzımda bal gibi tatlıydı Artık Tanrı’nın ezeli amaçlarının zamanının geldiğini öğrenmişti. midem acılaştı Çünkü küçük tomarda (Va.11:1-13) yargıdan da söz ediliyordu.
10:11 halk... kralla Bkz. Va.7:9’a ait not. peygamberlikte bulunmalısın Yuhanna bunları Va.11:15’ te söz edilen yedinci borazandan sonra bildirir.
11:1 değneğe benzer bir ölçü kamışı Yaklaşık 6 m kadar uzunluğa ulaşabilen ve Şeria Irmağı kıyılarında yetişen, ölçüm yapmaya yarayan bir tür kamış (krş. Hez.40:3; Zek.2:1-2). “Ölçmek”, kişinin mal varlığının ne kadar büyük ve değerli olduğunu gösterme amacı taşır. Tapınağın ölçülmesi, Tanrı’nın halkını büyük sıkıntı döneminde koruyup kayıracağını anlatır. Tapınağı’nı Bkz. Va.7:15’e ait not. Bazı yorumcular bu tapınağın imanlılardan oluşan topluluğu, bazıları İsa Mesih’e iman etmiş Yahudiler’i simgelediğine, bazıları ise gelecekte kurulacak tapınak olduğuna inanır.
11:2 dış avlusunu UluslarAvlusu’nu. kutsal kenti... çiğneyecek Krş. Mez.79:1; Yşa.63:18; Luk.21:24. kırk iki ay Yahudiler’in Suriyeli zalim hükümdarAntiokus Epifanes (İÖ 168-165) yüzünden çektiği sıkıntı döneminden söz edildiğini savunanlar olmuştur ; ancak o dönem üç buçuk yıl değil, sadece üç yıl sürmüştür. Bu süreyle ilgili özellikle, Daniel Peygamber’in yetmişinci “haftanın” iki eşit parçaya bölündüğüyle ilgili bildirisine dikkat çekilir (Dan.9:27). Bu süre ayrıca 1260 güne denk gelmektedir (Dan.11:3; Dan.12:6; krş. Va.12:14; Dan.7:25; Dan.12:7).
11:3 İki tanığıma Yaptıkları Musa ve İlyas peygamberin yaptıklarını andırır (bkz. Va.11:5-6’ya ait notlar). Bu iki tanık, ya İsa Mesih’in gelişinden önceki son dönemde tanıklık eden imanlıları simgeler ya da gerçeği açıkça bildirdikleri için öldürülecek olan iki kişidir. çul giysiler Keçi veya devetüyünden dokunmuş siyah, kaba giysi. Burada, tövbe etmeyen dünya için tutulan yastan ötürü giyilmektedir (Yun.3:5-6; Mat.11:20-21). bin iki yüz altmışgün 30 günden hesaplanan 42 ay (yani üç buçuk yıl), toplam 1260 gün eder (bkz. Va.11:2’ye ait not).
11:3-4 Zek.4. bölümde (bkz. ilgili notlar) geçen zeytin ağacı ve kandilliği anımsatır. Bu iki tasvirin ortak özelliği, ilahi görevin ancak Kutsal Ruh’un gücüyle yerine getirilebilecek olmasıdır.
11:5 ateş fışkıracak... yiyip bitirecek Krş. 2Kr.1:10,2Kr.1:12.
11:6 göğü kapamaya yetkileri Krş. 1Kr.17:1; ayrıca bkz. Luk.4:25; Yak.5:17. Suları kana Bkz. Çık.7:17-21.
11:7 canavar Tanrı halkının, son günlerde ortaya çıkacak baş düşmanıdır (bkz. 13. ve 17. bölümler). “Dipsiz derinlikler”den çıkması (bkz. Va.9:1’e ait not), kötü ruhlara özgü bir yapıya sahip olduğunu gösterir.
11:8 Cesetleri... anayoluna serilecek Cesedin gömülmesini engellemek, Ortadoğu kültüründe ölüye yapılabilecek en büyük saygısızlıktı. İmansızların iki tanığa karşı sergilediği bu tavır, Tanrı’ya olan düşmanlığın boyutunu gösterir. büyük kentin Roma, Babil veya Yeruşalim’den söz ediliyor olabilir (bkz. Va.16:19; Va.17:18; Va.18:10, 16-19,21). “Sodom” kentin ahlâksızlığını (krş. Yar.19:4-11; Yşa.1:10), “Mısır” ise baskı ve köleliği ifade etmektedir.
11:11 Tanrı’dan gelen yaşam soluğunu alınca Tanıklıklarının gerçekliği doğrulanmış olur (krş. Hez.37:5,Hez.37:10).
11:12 düşmanlarının gözü önünde bir bulut içinde Krş. Elç.1:9-10.
10:1-11:13 İkinci ara (bkz. Va.7:1-17’ye ait not).
11:13 deprem Bkz. Va.6:12’ye ait not. gökteki Tanrı’yı yücelttiler Krş. Dan.4:36-37.
11:14 İkinci “vay” Krş. Va.9:12.
11:15 Yedinci melek borazanını çaldı Borazanla bildirilen yargılar böylece tamamlanır (bkz. Va.9:13). Dünyanın egemenliği Rabbimiz’in... oldu Krş. Çık.15:18; Mez.10:16; Zek.14:9. Rabbimiz’in ve Mesihi’nin Krş. Mez.2:2.
11:16-17 yirmi dört ihtiyar Bkz. Va.4:4’ e ait not. Var olan, var olmuş Buradan itibaren Rab artık egemenlik sürmeye başladığı için Va.1:4-6,Va.1:8 ve Va.4:8’de geçen “gelecek olan” ifadesi kullanılmaz.
11:18 Uluslar gazaba gelmişlerdi Bkz. Mez.2:1-2; Mez.48:4. seningazabın Bkz. Va.6:16’ya ait not. Va.14:9-11; Va.16:15-21; Va.20:8-9. Ölüleriyargılamak Va.6:10’ da önbildirisi verilmekte, Va.20:11-15’te yerine gelmektedir (bkz. Makale: Yargı, s.260). Kulların olan peygamberleri Bkz. Dan.9:6,Dan.9:10; Amo.3:7; Zek.1:6.
11:19 Tanrı’nın gökteki tapınağı Bkz. Va.3:12; Va.7:15; Va.15:5-8. Antlaşma Sandığı Bkz. Çık.25:10-22 ve ilgili notlar. Sandığın, Nebuzaradan’ın Yeruşalim’deki tapınağı yaktığı sırada tahrip edildiği tahmin edilir (İÖ 587; 2Kr.25:8-10). ş imşekler... dolu fırtınası Bkz. Va.4:5’e ait not.
12:1 belirti Görünüşünün ötesinde bir anlam içeren sıra dışı görüntü veya olay (krş. Luk.21:11,Luk.21:25; Elç.2:19). güneşe sarınmış bir kadın Bazı yorumculara göre tüm imanlıları, bazılarına göre Yahudi kökenli imanlıları, bazılarına göre ise İsrail halkını simgeler (bkz. Va.12:5). on iki yıldızdan İsrail’in on iki oymağı (krş.Yar.37:9-11).
12:2 Krş. Yşa.66:7.
12:3 kızıl renkli büyük bir ejderhaydı Va.12:9’ da tanımlanmaktadır (krş. Va.20:2). Eski Antlaşma’da ejderhalar, Tanrı’nın ve İsrail halkının düşmanlarını tasvir eder (bkz. Mez.74:14; Yşa.27:1; Hez.29:3). Yedi başlı, on boynuzlu Bkz. 13. bölüm; Va.13:1 ve Va.17:9-11’e ait notlar. Yedi başında yedi taç “Taç” diye çevrilen Grekçe sözcük (diademata) kraliyet tacı olup Şeytan’ın etkili bir güce sahip olduğunu simgeler.
12:4 gökteki yıldızların üçte biri Bazı yorumculara göre Şeytan’la birlikte isyan eden melekler, yani cinler; bazılarına göre ise zulüm gören imanlılardır.
12:5 bir oğul... bir erkek çocuk İsa Mesih. demir çomakla Bkz. Va.2:27. Tanrı’ya... götürüldü İsa Mesih’in göğe yükselmesinden söz ediliyor.
12:6 çöle Burada çorak toprak değil, ruhsal sığınak anlamına gelmektedir (krş. Hoş.2:14; bkz. Mat.24:16). bin iki yüz altmış gün Ruhsal korunma süresi zulüm dönemi boyunca sürer (bkz. Va.11:2’ye ait not; krş. Va.13:5).
12:7-8 Mikail’le Şeytan’a galip gelen başmelek Mikail, Dan.12:1’de Tanrı halkını koruyan ve son günlerde onları büyük sıkıntıdan kurtaran melek olarak da tanıtılır (ayrıca bkz. Bilgi Kutusu: Melekler, s.1808).
12:9 ejderha... yeryüzüne atıldı Burada, Şeytan’ın cennetten kovulduğu zamandan değil, son çağda Tanrı halkına karşı sergileyeceği yoğun düşmanlığa yol açacak nihai dışlanmasından söz edilmektedir (Va.12:12-17). İblis ya da Şeytan Bkz. Va.2:9-10’a ait notlar. dünyayı saptıran Krş. 2Ko.11:3; ayrıca bkz. Yu.13:2.
12:10 suçlayan Bkz. Va.2:9-10’ a ait notlar; Eyü.1:9-11; Eyü.1:6’ya ait not; Mat.16:23; 1Yu.3:8; ayrıca bkz. Zek.3:1.
12:11 Yuhanna’nın yaşadığı çağda, Roma’da imparatora tapınma dini resmi din olduğundan dolayı (bkz. Va.1:1’e ait not), baskı görmekte olan imanlılar için gelecekte gerçekleşecek olaylarla ilgili bu bildiri cesaret vericidir. Kuzu’nun kanıyla Bkz. Va.5:9’a ait not; ayrıca bkz. Va.1:4-6; Va.7:14. Onu yendiler Onun yolundan gitmeyerek.
12:12 zamanının az Şeytan’ın saldırılarını yoğunlaştırdığı dönem kısa süre sonra sona erecektir (Va.20:1-3).
12:14 çöle Bkz. Va.12:6’ya ait not. üç buçuk yıl Grekçe’den birebir çevirisi: “bir vakit ve vakitler ve yarım vakit” (bkz. Yer.30:7).
12:16 yeryüzü, ağzını açıp... yardım etti Krş. Say.16:30-33.
12:17 Kadının soyundan geriye kalanlarla Bkz. Va.12:1’e ait not. İsa’ya tanıklıklarını Krş. Va.1:2,Va.1:9; Va.19:10; bkz. Bilgi Kutusu: Mesih’e Tanıklık, s.1537.
13:1 on boynuzlu Bkz. Va.17:12. canavarın Muhtemelen Mesih Karşıtı’dır, ancak Mesih’e karşıt olan siyasi gücü veya sahte bir dini simgeliyor da olabilir (bkz. Va.14:8’e ait not). Canavarın özellikleri, Dan.7:2-7’de söz edilen canavarınkine benzer (bkz. Va.17:8-11; krş. 2Se.2:1-12; Dan.9:24-27; Dan.11:36-45). küfür niteliğinde adlar Krş. Dan.11:36; 2Se.2:1-12. Roma imparatorlarının kendilerine “Dominus et Deus” (Efendimiz ve Tanrımız) gibi Tanrı’ya özgü unvanlar vermesi buna bir örnektir.
13:2 parsa... ayı... aslan Daniel’in görümündeki yaratıkların nitelikleri, canavarın görünümünde birleşmiştir (Dan.7:4-6). Ejderha Bkz. Va.12:3’e ait not.
13:3 ölümcül bir yara... iyileşmişti Şeytan, Mesih’in ölüp dirilmesini taklit etmek amacıyla, Mesih Karşıtı’nı ölümden dönmüş gibi gösterecektir. Bütün dünya şaşkınlık içinde Bkz. Va.17:8.
13:5 kırk iki ay Bkz. Va.11:2’ye ait not.
13:7 savaşıp Bkz. Va.12:17.
13:8 yaşam kitabına Bkz. Va.3:5’e ait not; krş. Va.20:12,Va.20:15. boğazlanmış Kuzu’nun Bkz. Va.5:6’ya ait not; krş. Yşa.53:7; Yu.1:29,Yu.1:36.
13:11 başka bir canavar... Yerden çıkan Sahte peygamber (bkz. Va.16:13; Va.19:20; Va.20:10). kuzu gibi iki boynuzu Mesih’in taklididir, ancak sınırlı bir güce sahiptir (sadece iki boynuzu vardır; krş. Va.5:6).
13:12 Kötülüğün üçlü ittifakı böylece tamamlanır:Şeytan, siyasal güç (Mesih Karşıtı) ve sahte din (sahte peygamber), Tanrı’nın (Baba, Oğul, Kutsal Ruh) amacına karşı birleşmişlerdir.
13:13 gökten yere ateş Bkz. 1Kr.18:24-39. büyük belirtiler Bkz. Yas.13:1-3; ayrıca bkz. Mat.24:24; 2Se.2:9; krş. Va.19:20.
13:14 bir heykel yapmaları Krş. 2Se.2:4.
13:16 işaret Canavarın adı veya sayısı (Va.13:17). Tanrı’nın kullarının üzerindeki mührü (7. bölüm) taklit eden bu işaret, insanların Mesih Karşıtı’na olan sadakatini sınamaya yarayacaktır (krş. Va.14:9-11; Va.15:2; Va.16:2; Va.19:20; Va.20:4).
13:17 adını simgeleyen sayıyı Antik çağlarda alfabenin harfleri sayı olarak da kullanılırdı. Adların sayısal karşılıklarının kullanıldığı bilmeceler yaygındı. ne... satın alabilsin... ne de satabilsin Tüm sadık imanlılara karşı uygulanan ekonomik ambargo.
13:18 insanı Grekçesi’nden ‘bir insanı’ olarak da çevrilebilir. 666’ dır Bazı yorumculara göre bu sayı, tüm dünyanın hâkimiyetine sahip olma hırsı taşıyan diktatör Neron Sezar gibi belirli bir insanın adını ima eder. Bazılarına göre ise kötülüğün üçlü ittifakının simgesidir (bkz. Va.13:12’ye ait not).
14:1 Kuzu’nun Bkz. Va.5:6’ya ait not. Siyon Davut tarafından ele geçirilerek başkent ilan edilen Yeruşalim’in kalesidir (2Sa.5:7). Daha sonraları Yeruşalim Kenti’nin adı olarak kullanılmıştır. İbr.12:22-24’te olduğu gibi burada da, Tanrı’nın ve Tanrı halkının sonsuzlarca bulunacağı yer olan göksel Yeruşalim anlamında kullanılmaktadır (krş. Va.21:2-3). 144 000 Bkz. Va.7:4’e ait not. adları Va.13:16-18’ e tezat.
14:2 lir Bkz. Va.5:8’ e ait not.
14:3 yeni bir ezgi Bkz. Va.5:9’a ait not. Ezginin teması kurtuluştur.
14:4 Kendilerini kadınlarla lekelememiş olanlar Muhtemelen, fahişeye benzetilen putperest dünya düzeniyle kirlenmemiş imanlılar anlamındadır (bkz. Bilgi Kutusu:Ruhsal Zina, s.1255). Kuzu nereye giderse ardı sıra giderler Kuzu’nun (İsa Mesih’in) öğrencileri olarak (bkz. Mat.19:21; Mar.8:34). ilk bölümü Bkz. Lev.23:9-14. Vahiy’de imanlılar, Tanrı’ya ve Kuzu’ya sunulan seçkin birer sunu olarak gösterilir.
14:5 hiç yalan Bkz. 2Se.2:9-12; 2Se.2:11’e ait not; krş. Rom.1:25. Kusursuzdurlar Bkz. Rom.12:1-2. Bu kişiler, çektikleri zulümlere karşın hayatlarını Tanrı’ya adayan, Mesih Karşıtı’na boyun eğmeyen, onun adını ağzına almayanlardır (krş. Flp.2:14-16; Yah.24-25).
14:6 kalıcı olan Müjde’yi Bkz. Rom.1:16-17 ve ilgili notlar. Burada söz edilen “iyi haber”in içeriği, Rom.14:7’ de açıklanır; Tanrı’nın yüce adaletiyle kötülüğü yargılama saati gelmiştir.
14:7 Göğü... yaratan Bkz. Çık.20:11; Mez.146:6.
14:8 büyük Babil Krş. Va.16:19; Va.17:5; Va.18:2,Va.18:10,Va.18:21 ; Dan.4:30; bkz. Yşa.21:9; Yer.51-52. bölümler. Sefahat ve yozlaşmışlığıyla da tanınan Babil Kenti (kalıntıları Irak’tadır), Eski Antlaşma döneminde Ortadoğu dünyasının siyasi, ticari ve dini merkeziydi. “Büyük Babil” ifadesinin gerçekte neyi temsil ettiğiyle ilgili üç farklı görüş vardır:(1) Tanrı’ya ve halkına karşı düşmanlığın merkezi olan antik Roma (krş. 1Pe.5:13) ; (2) Mesih Karşıtı’nın yönetimi altında bulunan dünyanın tüm siyasi ve dini düzeni ; (3) yeniden kurularak dünyanın ekonomik merkezi haline gelecek olan Babil Kenti (1Pe.17:18; 1Pe.18:11-19). Bazı yorumculara göre, sıkıntı döneminde “Babil” dünyanın ekonomi merkezi olacak ve “Babil”le ekonomik ilişkisi olan bütün uluslar onun “azgın fuhuş şarabını” içmiş sayılacaktır (bkz. Çık.34:15 ve ilgili not).
14:9-10 gazabının kâsesinde EskiAntlaşma’da Tanrı’nın gazabı bir kâse şarap olarak tasvir edilir (Mez.75:8; Yşa.51:17; Yer.25:15). Bu gazap Tanrı’nın, adil ve kutsal olan sevgisini ve lütfunu reddederek günahlı isyanlarını sürdürenlere gösterdiği tepkidir. ateş ve kükürtle Ateşli kükürtle yok edilen Sodom ve Gomora’ya bir gönderme yapılıyor (Yar.19:24 ; krş. Mez.11:6; bkz. Va.19:20; Va.20:10; Va.21:8).
14:11 işkencenin... sonsuzlara Krş. Va.19:20 ile Va.20:10.
14:13 ne mutlu Bkz. Va.1:3’ e ait not.
14:14 Bulutun üzerinde... oturuyordu Krş. Mat.17:5; Mat.24:30 ve ilgili notlar. insanoğluna Bkz. Va.1:12-13 ve Dan.7:13’e ait notlar; Mar.8:31. altın bir taç Zafer tacı (bkz. Va.2:10’a ait not).
14:15 yerin ekini olgunlaşmış Ya yaklaşan yargı zamanını (krş. Mat.13:30,Mat.13:40-42) ya Mesih’in ikinci gelişinde doğru kişilerin (bkz. “doğru”, Mat.1:19’a ait not) bir araya getirilmesini ya da her ikisini de simgelemektedir.
14:18 Ateş üzerinde yetkili olan başka bir melek Va.8:3-5’ te söz edilen melek. Ateş, Kutsal Kitap’ta çoğunlukla Tanrı’nın yargısı anlamına gelir (bkz. Ağı.1:13 ve ilgili not; Luk.9:54; 2Se.1:6-8).
14:19 masarasına Bkz. Hag.2:16. Sıkmaç, üzüm sıkma çukuru. Üzümün çiğnenmesi, Eski Antlaşma’da Tanrı’nın gazabını ifade eden bir tasvirdir (bkz. Yşa.63:3; Ağı.1:15; Yoe.3:13).
14:20 Kentin dışında Çünkü kentte dökülen kan orayı dinsel açıdan kirletir (bkz. Yoe.3:12-14; krş. İbr.13:12). 1600 ok atımı Yaklaşık 300 km eder. “Kutsal topraklar”ın hemen hemen kuzeyden güneye uzunluğu kadardır.
15:1 Tanrı’nın öfkesi Bkz. Va.6:16’ya ait not.
15:2 camdan deniz Bkz. Va.4:6’ya ait not. Canavara... karşı zafer kazananlar Krş. Va.12:11. adını simgeleyen sayıya Bkz. Va.13:16-18’e ait notlar. lirlerle Bkz. Va.5:8’e ait not.
15:3-4 Tanrı’nın bir gün herkes tarafından Tanrı olduğunun kabul edileceği Kutsal Kitap boyunca öğretilir (bkz. Mez.86:9; Yşa.45:22-23; Mal.1:11; Flp.2:9-11). Musa’nın... ezgisini... Kuzu’nun ezgisini Bkz. Çık.15. bölüm; krş. Yas.32. bölüm. Mısır’dan kurtulan İsrailliler, Mısırlılar’ı yargılayan Tanrı’ya, gösterdiği gücünden ve onlara sağladığı kurtuluştan ötürü övgüler sunmuşlardı. Aynı şekilde, Şeytan’a tutsaklıktan kurtulan imanlılar da ulusları yargılayan Tanrı’ya gücü ve sağladığı kurtuluş için övgüler sunacaktır. Her Şeye Gücü Yeten Bkz. Va.1:8’e ait not. Senin işlerin büyük ve şaşılası işlerdir Bkz. Çık.15:11; Mez.92:5; Mez.111:2. ulusların kralı Bkz. Yer.10:10; krş. 1Ti.1:17.
15:5 Tanıklık Çadırı Tanrı’nın Musa’ya gösterdiği ve kurmasını istediği çadır, gökteki aslının bir örneğiydi. Tanrı, İsrailliler’in çöldeki yolculuğu boyunca bu çadır aracılığıyla halkının arasında bulunmuştu (bkz. Çık.27:21 ve ilgili not; Çık.40:34-35);Antlaşma Levhaları da oradaydı (bkz. Çık.31:18 ve ilgili not; Çık.32:15; Çık.38:21; Yas.10:5). Burada Tanrı’nın, sözlerini (yani tanıklığı) reddedenlere karşı yeryüzünü yargılamak üzere olduğu vurgulanmaktadır.
15:6 Yedi belayı Son yargılar (bkz. Va.15:1). altın kuşaklar Krallık ve kâhinlik mevkiini simgeler.
15:7 Tanrı’nın öfkesiyle Krş. 2Se.1:6-10.
15:8 kimse tapınağa giremedi Bkz. Çık.40:35 ; 2Ta.5:14. dumanla doldu Güçlü Tanrı’nın görkemi tapınağı doldurmuştur (krş. Hez.44:4).
16:2 yeryüzüne Krş. ilk dört tas (Va.16:2-9) ile ilk dört borazan (Va.8:7-12). Canavarın işaretini Bkz. Va.13:16 ve ilgili not. acı veren iğrenç yaralar Krş. Çık.9:8-12.
16:4 ı rmaklara, su pınarlarına Krş. Va.8:10-11.
16:5 Var olan, var olmuş olan Bkz. Va.11:16-17’ ye ait not.
16:6 İçecek olarak... kan verdin Verilen cezanın niteliği suça denktir (bkz. Yşa.49:26; krş. Gal.6:7 ve ilgili not).
16:8 yakma gücü Kutsal Yazılar’da sıklıkla yargıyla ilişkilendirilir (bkz. Va.14:18’e ait not; ayrıca bkz. 1Ko.3:13; 2Pe.3:7).
16:9 İnsanın günahkârlığının en güçlü göstergelerinden biri (krş. Va.11:13).
16:10 canavarın tahtına Bu ayet ve Va.2:13 hariç, Vahiy’de geçen “tahtlar”, Tanrı’nın gökteki egemenliğini simgeler. karanlığa Krş. Çık.10:21-23. dillerini ısırdılar Krş. Va.6:15-17.
16:11 Göğün Tanrısı’na Bkz. Dan.2:44.
16:12 Fırat Irmağı’na Bkz. Yar.15:18-21’ e ait not. Gündoğusundan gelen kralların Asya’dan gelecek bir orduyu temsil ediyor olabilir; bunlar, Mesih’e ve göksel ordulara karşı (Va.19:11-21) son savaşı yürütecek olan “bütün dünyanın kralları” değildir (Va.16:14). Yuhanna’nın yaşadığı dönemdeki imanlılar, bunu Hazar Denizi’nin güneydoğusundan gelecek Partlı hükümdarlar (Va.17:15-18) olarak yorumlamış olabilirler.
16:13 kurbağa Lev.11:10’a göre kurbağa dinsel açıdan kirlidir. Ejderhanın, canavarın ve sahte peygamberin ağzından kurbağaların çıkması son çağda insanların kötü yola sapıp Şeytan’ı desteklemesini sağlayan aldatıcı propagandayı ima eder.
16:14 doğaüstü belirtiler Krş. Va.13:13. Buradaki belirtiler, insanların Mesih’e karşı olan eylemleri kabul edip desteklemesi için yapılan aldatıcı gösterilerdir. Tanrı’nın büyük gününde Bkz. Va.19:11-21. bütün dünyanın krallarını Bkz. Va.6:15.
16:15 ne mutlu Bkz. Va.1:3’ e ait not.
16:16 Armagedon İbranicesi “Har Megiddo”dur, ‘Megiddo Dağı’ anlamına gelir. Eski Antlaşma döneminde Megiddo, Mısır’dan Babil’e giden ana yol üzerinde stratejik bir konuma sahipti ve sıklıkla büyük çapta savaşlara sahne olurdu (bkz. Hak.5:19’a ait not). Bazı yorumcular burada coğrafi bir yerden söz edilmediğini, adın, kötülüğün yenilgiye uğratılması anlamında kullanıldığını savunur.
16:17 Tapınaktaki Bkz. Va.15:5-6. Tamam! Tanrı’nın yeryüzündeki yargısı tamamlanmıştır.
16:19 Büyük kent Bkz. Va.17:18 ve Va.11:8’e ait not.
16:21 kırk kilo Grekçe’den birebir çevirisi: “bir talanton”. Dolu belası Krş. Çık.9:18-26.
17:1 yedi melekten Krş. Va.15:1; 16. bölüm. engin suların kenarında oturan Bkz. Va.17:15. büyük fahişenin Bkz. Va.17:5,Va.17:18.
17:2 fuhşunun şarabıyla Bkz. Va.14:8’e ait not; krş. Va.18:3; Yşa.23:17; Yer.51:7.
17:3 Ruh’un yönetiminde Bkz. Va.1:10 ve Va.4:2’ye ait notlar; ayrıca bkz. Va.21:10-11. küfür niteliğinde adlarla Bkz. Va.13:1’e ait not. kırmızı bir canavarın Va.13:1-10’ da geçen canavar olup Va.12:3’teki kızıl renkli ejderhaya benzemektedir (krş. Va.17:4).
17:5 Bkz. Va.14:8’e ait not.
17:6 kutsalların... tanıklık etmiş olanların Bkz. Va.6:9.
17:7 sırrını Bkz. Va.10:7’ye ait not.
17:8 bir zamanlar vardı, ama şimdi yok... çıkacak Canavar her açıdan Tanrı Kuzusu’nu taklit etmeye çalışacaktır (bkz. Va.1:18; Va.2:8; krş. Va.1:4-8; Va.4:8). dipsiz derinliklerden Bkz. Va.9:1’e ait not. yıkıma gidecek Kötülüğün sonu bellidir. yaşam kitabına Bkz. Va.3:5’e ait not.
17:9 yedi tepedir Roma başlangıçta Tiber Irmağı’nın doğu kıyısında yedi tepe üzerine kurulmuş olan yerleşim birimlerinden oluşuyordu; bu yüzden muhtemelen Roma İmparatorluğu’nu simgelemektedir. Tepeler ve dağlar, Kutsal Yazılar’da kralların ve krallıkların simgeleri olarak da kullanılır (krş. Va.17:10; Mez.30:7; Yer.51:25; Dan.2:35,Dan.2:44); buna göre “Canavar”la birlikte dünyayı yönetecek kralları simgeliyor da olabilir.
17:10 beşi... biri... ötekiyse Bu ifade bir bütün olarak ele alınır. Neyi simgelediğiyle ilgili yorumlar şunlardır: (1) Yedi Roma İmparatorudur ; (2) “beşi”, İsrail’in tarihinde İsrail’e baskı yapan beş güç (Mısır, Asur, Babil, Pers ve Yunanistan); “biri”, Yuhanna’nın yaşadığı dönemde inanlılar topluluğuna baskı yapan Roma; “öteki” ise son günlerde çıkacak olan Mesih Karşıtı’nın devletidir.
17:11 ş imdi yok Krş. Va.13:3. sekizinci kraldır Kral (yedilerden biri, Va.17:10) olmasına karşın Mesih Karşıtı, gerçekte Tanrı ile Şeytan arasındaki evrensel savaşın bir parçasıdır.
17:12 on kraldır Henüz egemenlik gücüne sahip olmadıkları söylendiğine göre, bunlar son çağda canavarla işbirliği yapacak olan siyasal güçleri temsil eder.
17:14 rablerin Rabbi, kralların Kralı’dır Kuzu’nun (Rab İsa’nın) mutlak yetkisi vurgulanıyor (krş. Va.19:16; Yas.10:17; Mez.136:2-3; Dan.2:47; 1Ti.6:15-16).
17:18 büyük kenttir Krş. Va.16:19; Va.17:1; bkz. Va.11:8 ve Va.14:8’e ait notlar.
18:1 büyük yetkiye Bkz. Va.5:2. Yeryüzü onun görkemiyle aydınlandı Krş. Mez.104:2; Hez.43:1-5.
18:2 Babil yıkıldı Krş. Yşa.21:9; Yer.50-51. bölümler; bkz. Va.11:8 ve Va.14:8’e ait notlar.
18:3 fuhşunun şarabından Bkz. Va.14:8’e ait not.
18:4 çık oradan Tanrı’nın, yargılayıp cezalandıracağı yerlerden kaçmaları için imanlılara (veya Tanrı’nın sözlerine uyan Mısırlılar gibi imansızlara; Çık.9:20) yaptığı çağrıdır. Peygamberler de farklı zamanlarda bu uyarıyı iletmişlerdir (krş. Yşa.52:11; Yer.51:45; 2Ko.6:17).
18:6 iki katını Hak ettiği kadarını (bkz. Yşa.40:2’ye ait not). Hazırladığı kâsedeki Bkz. Va.17:4.
18:9 kralları... onun için ağlayıp dövünecekler Muhtemelen büyük maddi kayıpları yüzünden (bkz. Va.18:11).
18:12-13 mor O çağda bir çeşit kabuklu deniz hayvanından damla damla çıkarıldığı için pahalıya mal olan bir boyaydı. kokulu ağacı Pahalı mobilyaları kaplamada kullanılan, Kuzey Afrika’dan ithal edilen karaağaç. mermerden Devlet binalarının ve zenginlerin evlerinin süslenmesinde kullanılırdı.
18:19 Başlarına toprak döktüler Üzüntü ve çaresizlik göstergesi olarak (bkz. Hez.27:30).
18:9-20 Bu olaydan ötürü şu üç grubun yas tutacağı bildirilir:Krallar (Va.18:9), tüccarlar (Va.18:11) ve gemiciler (Va.18:17-18). Buradaki sözler, Hezekiel’in Sur Kenti için yaktığı ağıtı andırır (Hez.27. bölüm). Va.18:12-13’ te söz edilen yirmi dokuz maldan on beşinin adı Hez.27:12-22’de de geçer.
18:21 değirmen taşına Mar.9:42’de söz edilen ve “eşek değirmen taşı” adı verilen (ancak bir eşekle döndürülebilecek kadar) büyük bir taştır.
17:1-18:24 Bkz. Va.14:8’e ait not.
18:24 Peygamberlerin... kanı Bkz. Va.6:10; Va.17:6; Va.19:2; krş. Hez.24:7. Peygamberlerin, kutsalların Krş. Va.16:6’daki sıralama. Bu kişiler büyük olasılıkla, büyük sıkıntı döneminde iman uğruna öldürülenlerdir.
19:1 büyük bir kalabalığın Bkz. Va.7:9’a ait not. Haleluya! İbranice ‘Rab’bi övün’ anlamına gelir (ayrıca bkz. Makale: Tapınma, s.741).
19:2 Büyük fahişeyi Bkz. Va.17:1,Va.17:5,Va.17:18; ayrıca bkz. Va.14:8 ve ilgili not. Kendi kullarının kanının öcünü aldı Bkz. Va.6:10; krş. Va.16:6; Va.18:20.
19:4 Yirmi dört ihtiyarla dört yaratık Bkz. Va.4:4,Va.4:6’ya ait notlar.
19:7 Kuzu’nun düğünü Tanrı, halkı ile arasındaki yakın ilişkiyi açıklamak için evlilik ilişkisini örnek olarak kullanmıştır (bkz. örn. Yşa.54:5-7; Hoş.2:19; krş. Ef.5:22-32).
19:9 Ne mutlu Bkz. Va.1:3’e ait not. düğün şölenine Bkz. Mat.8:11; Luk.14:15; Luk.22:16.
19:10 ayaklarına kapandım Bkz. Va.1:17’ye ait not; krş. Elç.10:25. İsa’ya tanıklık, peygamberlik ruhunun özüdür Bkz. Bilgi Kutusu: Mesih’e Tanıklık, s.1537. Tüm peygamberliklerin asıl konusu Mesih’tir. Tümce, “Tanrı’ya tap, çünkü İsa’nın verdiği tanıklık peygamberliğin özüdür” olarak da çevrilebilir; yani melek, bu vahyi verenin Mesih olduğunu, kendisinin sadece haberci olduğunu hatırlatmaktadır.
19:11 Bu kişi Va.6:2’deki beyaz at ve binicisi değildir, Mat.21:1-11’de Yeruşalim’e sıpaya binmiş alçakgönüllü kral olarak giren ama bu kez Savaşçı-Kral olarak geri dönen İsa Mesih’tir.
19:13 Kana batırılmış bir kaftan Söz konusu kan, ya savaşta dökülen düşman kanı (krş. Va.14:14-20; Yşa.63:1-3) ya da Mesih’in günahların bağışlanması için dökülen kanıdır.
19:14 gökteki ordular Meleklerden (krş. Yas.33:2) ve imanlılardan oluşan (krş. Va.2:26-28; Va.17:14).
19:15 keskin bir kılıç Bkz. Va.1:16’ya ait not. demir çomakla Bkz. Va.2:27. Tanrı’nın ateşli gazabının... masarayı kendisi çiğneyecek Bkz. Va.14:19’a ait not ; krş. Yşa.63:3 ve ilgili not.
19:16 KRALLARIN KRALI Bkz. Va.17:14’e ait not.
19:17-18 Tanrı’nın büyük şölenine Va.19:9’ daki “Kuzu’nun düğün şöleni”nden farklı; krş. Hez.39:17-20.
19:19 Bkz. Va.16:16 ve ilgili not.
19:20 Canavarla... sahte peygamber Bkz. Va.13:1,Va.13:11’e ait notlar. kükürtle yanan ateş gölüne Bkz. Makale: Cennet, Cehennem, s.1898; Va.20:10,Va.20:14-15; Va.21:8.Ateşle cezalandırma, hem Kutsal Kitap’ta (bkz. örn. Ağı.1:13’e ait not) hem de Kutsal Kitap dışı Yahudi kaynaklarında (örn.Apokrifa’dan 1. Hanok Ağı.54:1’de) öne çıkan bir konudur.
19:21 kuşlar... doydu Bkz. Va.19:17-18.

Videolar

Vahiy Girişi

Kitabın Özelliği: Vahiy, Yuhanna'nın görümlerinden oluşuyor. Kendini «sıkıntıda, tanrısal egemenlikte ve sabırda ortağınız ve kardeşiniz» (1:9) diye tanıtan Yuhanna, kitaba kaynaklık eden görümleri, inanlıların baskı altında olduğu bir dönemde1, ya Roma İmparatoru Neron'un (İ.S. 54-68) son yıllarında, ya da Domitian zamanında (İ.S. 81-96) almıştır.

Kitap, ilk yüzyılda oldukça yaygın ve sembolizm yönünden zengin bir yazın türü olan «apokaliptik» türündendir. Bu yazın türü, Tanrı'nın insanlık tarihindeki amacını açıklamayı hedef edinir (apokaliptik, Grekçe'de «açınlama, vahiy» anlamında bir sözcükten gelir). Apokaliptik yazılar, ağırlıklı olarak Eski Antlaşma'ya dayanır. Tanrı'nın tek egemen olduğu, iyi ve mükemmel amacını gerçekleştirmek için sonunda dünya tarihini doğaüstü olaylarla etkileyeceği görüşü, apokaliptik görüşün ağırlık noktasını oluşturur. Tanrı'nın karşıtları, simgesel olarak çoğu kez karşımıza canavarlar vb. biçiminde çıkan kötülüğün çeşitli güçleridir. Görümler, konuşan melekler, kıyasıya dövüşen büyük güçler var. Sonunda, Tanrı'ya inanıp zulüm görmüş olanların öcü alınır. Sorunumuz şu ki, kitabın yazılışından iki bin yıl sonra bugün bu simgelerin çoğunun ne anlama geldiğini bilmiyoruz. Bu nedenle Vahiy'i yorumlamakta dikkatli olmalıyız. Ayrıntılar hakkında fazlaca dogmatik olmamalıyız.

Her ne olursa olsun, bu kitap Tanrı'nın bir vahyidir; anlaşılsın ve uygulansın diye verilmiştir (1:1-3; 22:7). Ana konular açıktır.

Kitabın İçeriği: Yuhanna bize bunun İsa Mesih'in vahyi olduğunu, Tanrı'nın, yakın zamanda olması gereken olayları kendi kullarına göstermesi için İsa'ya bu vahyi verdiğini özellikle belirtir2. Yuhanna'dan, gördüklerini, o anda olup bitenleri ve gelecekte olacakları yazması istenir (1:19). Kutsal Ruh ve melekler, ne yazması gerektiği konusunda onu yönlendirir3.

Yuhanna, ilk yüzyılda Anadolu'nun bugünkü Ege Bölgesi'nde oluşan yedi inanlı topluluğuna yönelik özel bildirimler alır. Bunları 2. ve 3. bölümlerde okuruz. Bildirimler, çeşitli buyruklar, övgüler, uyarılar ve vaatler içerir. Vahiy Kitabı İsa'ya4 ve Tanrı görkemine (4:2-11) ilişkin görümler ve gökte yer alan tapınmadan sahneler5 de içerir. İsa'ya ve Tanrı'ya ait çeşitli unvanları sıralar.

Kitap, dünyanın uğrayacağı Tanrı gazabından ve Tanrı yargısından söz eder. İnsanlar bu yargıya aldırmaz, tövbe etmeye yanaşmazlar. Söz konusu yargı, yedi mühürün açılması, yedi borazanın çalınması ve Tanrı öfkesiyle dolu yedi tasın yeryüzüne boşaltılmasıyla gerçekleşir. 11:15-17'de, yedinci borazanın çalınmasıyla «Dünyanın egemenliği Rabbimiz'in ve Mesihi'nin oldu» deniyor. Ejderha, yani Şeytan, gökten yeryüzüne atılır (12:7-12). Kendisi ve yandaşları bir süre için sahip oldukları gücü sergilerler. Ne var ki, birer birer yenilgiye uğrarlar. «Babil» yıkılır, «canavar ve sahte peygamber» ve sonunda Şeytan «ateş gölüne atılır.»

Ölüler yaptıklarına göre yargılanır. Adları yaşam kitabında bulunanlar yeni bir göğe, yeni bir dünyaya kavuşur. Bundan böyle «Tanrı'nın konutu insanların arasındadır. Tanrı onların arasında yaşayacak. Onlar O'nun halkı olacaklar, Tanrı'nın kendisi de onların arasında bulunacak. Onların gözlerinden bütün yaşları silecek. Artık ölüm olmayacak. Artık ne yas, ne ağlayış, ne de ıstırap olacak» (21:3-4). Adları yaşam kitabında olmayanlar ateş gölüne atılır; ikinci ölüm budur (20:14-15).

Ana Hatlar:

1:1-1:20 Giriş
2:1-3:22 Yedi kiliseye mektuplar
4:1-5:14 Taht, tomar ve Kuzu
6:1-8:1 Yedi mühür
8:2-11:19 Yedi borazan
12:1-14:20 Görümler: Kadın ve ejderha, canavarlar, yerin ürünü
15:1-16:21 Yedi tas
17:1-19:10 Büyük fahişe Babil yıkıldı
19:11-20:10 Şeytan'ın yenilmesi
20:11-20:15 Ölüler yargılanıyor
21:1-22:5 Yeni gökyüzü, yeni yer ve yeni Yeruşalim
22:6-22:21 Son

Kaynak Ayetler: Bkz. s. 28

  • Ayetler
  • Notlar
  • Video
  • Giriş